GENEL OLARAK

    Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünneti, İslam’ın dünya ve ahireti, fert ve toplum hayatını, inanç, ibadet, ahlak ve hukuk konularını genel bir yaklaşımla veya özel bir ayrıntıyla kuşatan hükümlerinin kaynağını teşkil eder. Bu iki kaynakta hayatı geçmişiyle ve sonuyla aydınlatacak, ferdi mutluluğa ve sükunete, toplumu huzur ve güvene kavuşturacak bütün ana prensipleri, açıklama ve yönlendirmeleri bulmak mümkündür. Hz. Peygamber dünya hayatına veda etmeden önce müminlere şu uyarıda bulunmuştu. “Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sıkı sarıldığınız sürece doğru yoldan sapmazsınız: Allah’ın kitabı ve resulünün sünneti” (İbn Mace, “Menasik”, 84; Ebu Davud, “Menasik”, 56). Ancak Kur’an ve Sünnet fert ve toplumlara takip edecekleri ana çizgiyi, koruyacakları temel değerleri, taşıyacakları mükellefiyet ve sorumlulukları göstermekle veya hatırlatmakla yetinir. Buna dini literatürde, hidayetin bir türü olarak yol gösterici hidayet (hidayet-i mürşide) denir. Bu iki kaynakta yer alan hükümleri ve gösterilen hedefleri kavrama, ondan ameli hayata ve tek tek her bir olaya ilişkin sonuç çıkarma tamamıyla Kur’an ve Sünnet’in muhatabı olan müslümanlara ait bir sorumluluktur. Bu sebeple de Hz. Peygamber’in vefatından sonra Kur’an ve Sünnet’in nasıl anlaşılacağı, bu iki kaynaktan nasıl istifade edileceği ve hangi ölçü ve usullere bağlı kalınarak hüküm çıkarılacağı hususu daima önemini korumuştur. Zaten tarihi süreç itibariyle ortaya çıkan farklı mezhep, ekol, temayül ve anlayışlar da bu zihni ve beşeri çabanın birer örneği mesabesindedir. İslam toplumlarının geleneği ve hukuk kültürü, çok zengin doktriner tartışmalarla dolu hacimli fıkıh literatürü de bu çaba sonucu ulaşılmış bilgileri yansıtır. Ayrıca, metinden (nas) hüküm çıkarma metodolojisini konu alan bir ilmin tarihte usul-i fıkıh adıyla ilk defa müslümanlar tarafından kurulmuş olması da bu sürecin tabii bir sonucudur. Böyle olunca, ameli hayata ilişkin dini hükümlerin asli kaynağı (delil) Kur’an ve Sünnet olmakla birlikte, bu iki kaynaktaki lafızların anlaşılmasına yönelik akli muhakeme ve yorum metotları da benzeri bir işlev yüklenmektedir.



    in Fıkıh Tags: fıkıhkavram